Grönland ve Kanada arasında yeni bir mikro kıta keşfedildi! Grönland ve Kanada arasında yeni bir mikro kıta keşfedildi!

Bu uydular hizmet ömrünü tamamladığında, Dünya atmosferine girerek parçalanacak ve minik metalik parçacıklar salacak. Amerikalı araştırmacıların son çalışmasına göre, bu "uydu yağmuru" her yıl atmosfere yaklaşık 360 ton alüminyum oksit parçacığı ekleyebilir.

Bu parçacıklar, esas olarak 50 ile 85 kilometre arasındaki irtifalarda enjekte edilecek, ancak daha sonra ozon tabakasının bulunduğu stratosfere düşecektir. Çalışma, bu parçacıkların ozon tüketen kimyasal reaksiyonları tetikleyebileceği konusunda uyarıyor.

Stratosferdeki ozon kaybı, serbest radikaller olarak bilinen, çiftleşmemiş elektrona sahip çok reaktif atom veya moleküller tarafından tetiklenir. Bu radikaller, birçok ozon molekülünü yok eden döngüleri başlatır. Yaygın döngüler, kararlı gazların ultraviyole ışıkla parçalanmasından kaynaklanan azot, hidrojen, klor ve brom radikallerini içerir.

Starlink (2)

İnsan faaliyetleri, tarım ve sanayi süreçleri gibi, azot oksitler ve diğer radikallerin varlığını önemli ölçüde artırmıştır. 2022'deki Hunga Tonga-Hunga Ha'apai volkanik patlaması gibi olaylar da stratosfere büyük miktarlarda su buharı enjekte ederek, bu kimyasal reaksiyonlar için geniş yüzey alanları yaratabilir.

Tarihte, CFC'ler ve halonlar ozon kaybının başlıca nedenleri olmuştur. Bu kimyasallar, bir zamanlar buzdolapları ve yangın söndürücülerde yaygın olarak kullanılıyordu ve stratosferde klor ve brom radikalleri serbest bırakıyordu. Yasaklanmış olsalar da, reaktif klor ve bromun ozon seviyelerini etkilemeye devam etmesi nedeniyle mirasları sürüyor.

Araştırmalar, uydu yeniden girişlerinden kaynaklanan stratosferik kirliliğin yeni olmadığını gösteriyor. 2023'te yapılan bir çalışma, stratosferik aerosollerin %10'unun zaten alüminyum içerdiğini buldu ve bu oranın önümüzdeki birkaç on yılda %50'ye çıkacağı öngörülüyor. Uydu enkazlarından gelen alüminyum ve diğer metallerin artan varlığı, stratosferik kimyayı önemli ölçüde değiştirebilir.

2030'a kadar 50.000'den fazla uydu fırlatılması beklendiğinden, çevresel etkilerini anlamak çok önemlidir. Alüminyum oksitlerin ozon kimyasını nasıl etkileyebileceği ve daha geniş atmosferik değişikliklere katkıda bulunup bulunamayacağı konusunda acil ve kapsamlı bilimsel araştırmalar yapılması gerekmektedir.

Editör: Enes Sapmaz