Güneş tahmin edebileceğinizden çok daha büyüktür ve sürekli olarak yüzeyinde çeşitli biçimlerde parçacık patlamaları yaşanır. Bu manyetik fırtınalar ve plazma patlamaları Dünya’yı da sürekli olarak etkiler.

Güneş sistemimizin en büyük cismi olan yıldızımız Güneş, o kadar büyüktür ki içine tam 1.3 milyon Dünya sığabilir. Bu büyüklüğü de Güneş’te yaşanan her şeyin Dünya’mızı etkilemesine yol açar. Güneş’in Dünya’yı nasıl etkileyebileceğine dair bir örnek, Space.com’da 10 temmuz 2022’de Miguel Claro tarafından çekilen bu videoda görülüyor. 

İşte Güneş’ten uzaya fırlatılan devasa bir plazma bulutunun inanılmaz görüntüsü:

Bir ilk: Rakus adındaki orangutan yaralarını bitkiyle tedavi etti! Bir ilk: Rakus adındaki orangutan yaralarını bitkiyle tedavi etti!

Astrofotoğrafçı Claro, videonun yer aldığı makalesinde, bu görüntüleri Portekiz yerel saatiyle 17.37 ve 18:30 saatleri arasında çekmeye başladığını anlatıyor. Ortaya çıkan sonuç ise gerçekten çarpıcı ve Claro’nun da söylediği gibi, bu kısa videoda Güneş’ten çıkan bu plazma salınımlarının zaman içinde bir kasırga gibi döndüğünü gösteriyor. 

Yukarıda gördüğünüz plazma salınımları, Dünya’ya doğru yöneldiğinde, Dünya’nın manyetik alanının etkilenmesine yol açabiliyor.

Güneş'ten gelen koronal kütle fırlatmaları, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki (ISS) uzay araçları ve astronotlar için tehlike oluşturabilir. Güçlerine bağlı olarak, radyo iletişimini, elektrik şebekelerini ve GPS uydularını da etkileyebilirler.

88865_96_suns-raw-power-spewing-plasma-clouds-captured-in-stunning-video_full

1859 Güneş Fırtınası

Buna en büyük örnek, 1859 tarihinde yaşanan Güneş fırtınasıdır. Carrington Olayı olarak da bilinen 1859 Güneş Fırtınası, 1859 da solar döngü 10 sırasında olmuş güçlü bir jeomanyetik güneş fırtınasıdır. Bir solar alev veya koronal kütle ejeksiyonu, Dünya’nın manyetosferini vurdu ve şimdiye kadar bilinen, Richard Christopher Carrington tarafından gözlemlenen ve kaydedilen en güçlü solar fırtınayı tetikledi.

Tüm Avrupa ve Kuzey Amerika telgraf sistemleri başarısız oldu, bazı durumlarda telgraf operatörlerine elektrik şoku bile verdiler. Telgraf direkleri elektrik kıvılcımları saçıyordu. Bazı telgraf sistemleri güç kaynaklarından kesilmelerine rağmen mesaj alıp göndermeye devam ettiler.

3 Eylül 1859 Cumartesi günü, Baltimore American and Commercial Advertiser raporuna göre, “Perşembe akşamı geç saate kadar dışarıda olanların auroral ışıkların muhteşem görünümüne şahitlik etme şansı oldu. Bu fenomen, ışık oluşumu saatlerinin farklı olmasına rağmen Pazar günkü görünüme çok benzerdi, eğer muhtemel olsaydı, daha parlak ve prizmatik tonlar daha çeşitli ve enfes olacaktı. Işık, parlak bir bulut gibi tüm gökyüzünü kaplıyordu ve daha büyük boyutlu yıldızlar belirsizce parlıyordu. Işık, Ay’ın dolunay halindeki parlaklığından bile fazlaydı fakat etrafındaki her şeyi kaplayan tanımlanamaz bir yumuşaklığı ve narinliği vardı. Saat 12 ile 1 arası görünürlüğü en yüksek muhteşemliğindeyken, bu garip ışığın altında duran şehrin sessiz sokakları, bu tek görünüş kadar güzel bir görüntü sergilemekteydi.”

Böyle bir Güneş fırtınasının günümüzde yaşandığını hayal ederseniz, küresel çapta nasıl bir kriz çıkacağını düşünmek gerçekten çok korkutucu olabiliyor.

Editör: Burak Karahan