İnsanlık, kendisini hastalıklardan korumak adına çevrede kaynaklar, teknikler ve yeni fikirler aramakla geçirmiştir. Atalardan kalma uygulama tekniklerinin etkinliği modern tıp tarafından da kullanılmaya  devam etse de, birkaç geleneksel ilacın ardındaki bıraktığı soru işaretleri hala bir sır olarak kalmaya devam ediyor.

Kireçtaşı mağaralarında yaygın olarak macunsu, kuru veya sıvı gibi farklı formlarda bulunan bir kristalleşme olan 'ay sütü', en sık yumuşak kaya formunda görülen bir jeolojik oluşumdur.

Liège Üniversitesi Protein Mühendisliği Merkezi-CIP'de moleküler mikrobiyolog olan Sébastien Rigali, arkeolojik kanıtlar ve jeolojik oluşumların ışığında insan ve hayvan tedavisinde kullanılan ay sütünü inceledi.

Araştırmalarınındaki ilk adım, ay sütü birikintileri aramak ve antimikrobiyal maddelerin üretiminde kazanan bakteriler olan ipliksi aktinobakterileri incelemek için mağaralarına girmekten geçti. Hem sayı hem de çeşitlilik açısından bunlardan birkaçını buldular.

mineral ay sütü-1

Bakterilerin genomları üzerine yapılan araştırmalar, bu oluşumların adete bir eczane niteliğine sahip olduğu yönünde. Ay sütleri, bazıları bugün düzenli olarak kullanılan yüzlerce antibiyotik içeriğine sahipti.

Bununla birlikte, muhtemelen onları en çok büyüleyici kılan şey, bu bakterilerde keşfedilen biyoaktif bileşiklerin birleşmeyerek birbirlerini korumaktan geçiyor. Bunun anlamı ise yeni biyoaktif moleküllerin keşfi için gerçek bir rezervuar oluşturduğu anlamına geliyor.

Bilim insanları, bu kayıp kıtanın "Atlantis" olabileceğini düşünüyor Bilim insanları, bu kayıp kıtanın "Atlantis" olabileceğini düşünüyor

Çalışma, ay sütünün geleneksel tıpta kullanımına olumlu bir meşruiyet sağlıyor ve mikrobiyal dünyanın insanlığa sunmaya hazır olduğu hazinelerin boyutunu bir kez daha gösterdi.

Editör: Enes Sapmaz