Dünya genelinde yapay zeka teknolojilerine olan talep, teknolojik gelişmeleri hızlandırırken beraberinde devasa bir çevresel sorunu da getiriyor. Basel Action Network (BAN) tarafından yayımlanan kapsamlı bir rapor, yapay zeka altyapısını desteklemek için inşa edilen veri merkezlerinin, önümüzdeki çeyrek asırda küresel elektronik atık miktarını üç katına çıkarabileceği uyarısında bulundu.
Atık Dağları Dünyayı Çevreleyecek
Rapora göre, yapay zeka sistemlerinin ihtiyaç duyduğu donanımların yarattığı atık miktarı öylesine büyük boyutlara ulaşacak ki, bu atıklar Dünya'nın çevresini altı kez sarabilecek kadar nakliye konteynerini doldurabilecek kapasiteye sahip. Uzmanlar, bu devasa atık yığınının nasıl yönetileceğine dair küresel bir stratejinin bulunmamasının en büyük risk olduğunu vurguluyor. Elektronik atıklar içerisinde kurşun, cıva ve kadmiyum gibi doğaya ciddi zararlar veren toksik maddelerin yanı sıra geri dönüşümü oldukça zor olan değerli metaller de bulunuyor.
Yönetim Stratejisi Eksikliği Tehlikeyi Büyütüyor
BAN kurucu ortağı Jim Puckett, elektronik atıkların halihazırda dünyanın en hızlı büyüyen atık türü olduğunu belirterek, mevcut sistemlerin bu yükü kaldırmaktan çok uzak olduğunu ifade etti. Puckett, dünyadaki e-atıkların sadece beşte birinin uygun şekilde geri dönüştürülebildiğine dikkat çekiyor. ABD'deki atık yönetimi süreçlerini eleştiren yazar Vince Beiser ise, birçok zararlı maddenin doğrudan çöplüklere atıldığını ve buradan toprak ile suya sızarak ekosistemi zehirlediğini belirtiyor.
Kısa Ömürlü Donanımlar Sorunu Katlıyor
Veri merkezlerinin inşasında kullanılan binlerce ton bakır, çelik ve betonun yanı sıra, sistemlerin çalışma prensibi de atık miktarını artırıyor. Rapora göre, veri merkezlerinde kullanılan sunucular ve ağ ekipmanları tamir edilebilir değil, aksine iki ila beş yıl gibi kısa sürelerde tamamen değiştirilmek üzere tasarlanıyor.
Sadece 2030 yılına kadar 100 gigawattlık yeni kapasitenin devreye gireceği öngörülürken, bu durumun tüketici elektroniğini de etkileyerek telefon ve bilgisayar gibi cihazların daha hızlı yenilenmesine yol açacağı tahmin ediliyor. Tüm bu veriler ışığında, 2030 yılına kadar yıllık 13 milyon metrik tona varan bir e-atık hacmiyle karşı karşıya kalınabileceği öngörülüyor.