İnsan vücudunun her organı aynı hızda mı yaşlanıyor? Bilim dünyası bu soruya yanıt ararken, Avusturya'dan gelen yeni bir araştırma önemli bir detayı ortaya çıkardı. Nature Medicine dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, organların biyolojik yaşlanma hızları birbirinden belirgin şekilde farklılık gösteriyor.
Avusturya Bilimler Akademisine bağlı CeMM Moleküler Tıp Araştırma Merkezi ve Viyana Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen araştırmada, yapay zeka destekli "doku saatleri" geliştirildi. Bu sistem, doku örneklerinin mikroskobik görüntülerini analiz ederek organların biyolojik yaşını hesaplayabiliyor.
25 bin görüntü incelendi
Genotip-Doku İfadesi Projesi (GTEx) kapsamında 983 kişiden alınan 40 farklı doku türüne ait 25 binden fazla yüksek çözünürlüklü dijital görüntü, bilgisayarlı görü modelleriyle analiz edildi. Araştırmacılar, doku yapısındaki değişimlerin kronolojik yaştan ziyade biyolojik yaşlanmayla doğrudan bağlantılı olduğunu tespit etti. Geliştirilen doku saatleri, organların biyolojik yaşını ortalama 4,9 yıllık hata payıyla tahmin edebiliyor.
Erken yaşlanan organlar hangileri?
Çalışmanın dikkat çekici sonuçlarından biri, bazı organların diğerlerinden daha erken yaşlanma belirtileri göstermesi. Akciğer, böbrek, pankreas ve böbrek üstü bezlerinin 20 ila 40 yaşları arasında erken yaşlanma sinyalleri verdiği belirlendi. Rahim dokusunda ise özellikle menopoz döneminde belirgin yaşlanma izlerine rastlandı.
Araştırmada ayrıca bazı hastalıkların yaşlanma sürecini hızlandırdığı da kaydedildi. Böbrek yetmezliğinin birden fazla dokuda yaşlanmayı tetiklediği, diyabetin ise özellikle pankreas üzerinde etkili olduğu ifade edildi.
Kan testiyle organ yaşı tahmini
Araştırmacılar, dokulardaki yaşlanma izlerini kan örnekleriyle eşleştirerek yalnızca kan tahliliyle organ bazlı biyolojik yaş tahmini yapabilen modeller de geliştirdi. Bu kan tabanlı göstergelerin Alzheimer, Crohn, kistik fibrozis, vaskülit, diyabet ve inme gibi hastalıklarla ilişkili yaşlanma kalıplarını tespit edebildiği açıklandı.
Gelecekte benzer yöntemlerin, rutin kan testleriyle organ sağlığını ve hastalık süreçlerini takip etmek amacıyla kullanılabileceği değerlendiriliyor. Bu sayede hastalıkların erken teşhisi ve kişiye özel tedavi planlarının oluşturulması mümkün olabilir.