Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2025 sonuçları, Türkiye'nin eğitim alanındaki istikrarlı yükselişini bir kez daha gözler önüne serdi. 15 yaşındaki öğrencilerin akademik becerilerini ve bu bilgileri gerçek hayata uygulama yeteneklerini ölçen sınavda Türkiye, fen bilimleri, okuma ve matematik branşlarının tamamında puan artışı kaydetti. Özellikle fen bilimleri ve okuma alanlarında ilk kez OECD ortalamasının üzerine çıkılması, eğitim sistemindeki dönüşümün somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Sınavda dikkat çeken puan artışı
OECD verilerine göre Türkiye, 2022 yılına kıyasla fen bilimlerinde 18, okumada 16 ve matematikte 9 puanlık bir artış yakaladı. Bu yükseliş, Türkiye'nin 2015 yılından bu yana sürdürdüğü pozitif ivmeyi güçlendirirken, asgari yeterlilik düzeyine ulaşan öğrenci oranlarında da ciddi bir iyileşme sağlandı. Uzmanlar, bu başarının sadece sınav tekniğiyle değil, öğrencilerin üst düzey düşünme becerilerini geliştiren yeni nesil soru tiplerine adaptasyonuyla da ilgili olduğunu belirtiyor.
Sınav sistemindeki dönüşümün etkisi
Eğitim dünyasındaki uzmanlar, Türkiye'nin başarısının arkasında merkezi sınav sistemindeki yapısal değişikliklerin yattığı görüşünde. Özellikle Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki soruların, PISA'nın bağlam temelli, analiz ve yorumlama gerektiren yapısıyla uyumlu hale getirilmesi, öğrencilerin bu tür sınavlara daha erken yaşlardan itibaren hazırlanmasını sağladı. Eğitim Reformu Girişimi ve akademisyenler, bu yaklaşımın öğrencilerin bilgiyi farklı durumlara uyarlama kapasitesini artırdığına dikkat çekiyor.
Eşitsizlikler ve yeni göstergeler
Genel ortalamalardaki yükseliş büyük bir başarı olarak görülse de, uzmanlar sosyoekonomik farklılıkların eğitimdeki etkisinin devam ettiğini hatırlatıyor. PISA 2025'te ilk kez kullanılan maddi ve sosyal yoksunluk göstergeleri, Türkiye'deki öğrencilerin bir kısmının hala ciddi imkansızlıklarla karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle dezavantajlı gruplar ile avantajlı gruplar arasındaki başarı farkının izlenmesi ve bu öğrencilere yönelik destekleyici politikaların sürdürülmesi, eğitimde fırsat eşitliği açısından kritik bir öneme sahip.
Dijitalleşme ve geleceğin becerileri
PISA 2025'in bir diğer önemli yeniliği olan hesaplamalı problem çözme alanı, dijital çağın gerekliliklerini ölçmeyi hedefliyor. Türkiye'nin bu alandaki performansı, yapay zeka ve dijitalleşme süreçlerinin eğitim müfredatına entegrasyonu açısından bir gösterge niteliğinde. Uzmanlar, bu yeni ölçüm yönteminin, gelecekteki eğitim politikalarının dijital araçlar ve teknolojik yetkinlikler üzerine kurgulanması gerektiğini vurguluyor.