İklim krizinin tarımsal üretim üzerindeki baskısı artarken, Türk bilim dünyası suyu seven çileğin kaderini değiştirecek kritik bir teknolojik atılıma imza attı.
Dünya genelinde çilek üretiminde söz sahibi olan Türkiye, son yıllarda iklim değişikliğinin tetiklediği kuraklık riskiyle mücadele ediyor. Suyu oldukça seven ve yüzlek kök yapısı nedeniyle susuzluğa karşı hassas olan çilek bitkisini korumak için Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi bünyesinde kapsamlı bir proje başlatıldı.
Genetik şifreler çözüldü
Prof. Dr. Nasibe Ebru Yaşa Kafkas liderliğinde yürütülen bilimsel çalışmalarda, çileğin kuraklığa karşı toleransını belirleyen aday genler tek tek tespit edildi. Biyoteknolojik yöntemlerin kullanıldığı bu süreçte, geleneksel ıslah yöntemlerine kıyasla çok daha hızlı sonuç almayı sağlayan markörler geliştirildi. Bu sayede, uzun yıllar süren ıslah çalışmaları daha verimli ve hedefe yönelik bir hale getirildi.
Hem tarlada hem topraksız kültürde denenecek
Geliştirilen yeni genotiplerin sadece kuraklığa dayanıklı olması değil, aynı zamanda verim ve kalite bakımından piyasadaki mevcut ürünlerle yarışması veya onları geride bırakması hedefleniyor. Araştırma ekibi, geliştirdikleri fide adaylarını farklı üretim modelleriyle de test ediyor. Özellikle topraksız tarım gibi modern sistemlerde bazı çeşitlerin adaptasyon sorunu yaşaması nedeniyle, tüm çevre koşullarına uyum sağlayabilecek dirençli çeşitler üzerinde yoğunlaşıldı.
Üreticinin yeni umudu olacak
Bu bilimsel çalışma başarıyla tamamlandığında, çiftçiler artık su kısıtı olan bölgelerde bile yüksek performans gösteren yeni çilek çeşitlerine erişebilecek. Proje, sadece kuraklık stresine karşı bir çözüm sunmakla kalmıyor, aynı zamanda Türkiye'nin çilek üretimindeki stratejik gücünü sürdürülebilir kılmayı hedefliyor. Prof. Dr. Kafkas, geliştirilen materyallerin gelecekte üreticiler için önemli bir alternatif oluşturacağını ve tarımsal riskleri minimize edeceğini vurguluyor.