Son bir buçuk asırdır hızla yükselen insan boyu ortalaması, gezegenin artan sıcaklıkları nedeniyle yerini duraksamaya, hatta düşüşe bırakıyor olabilir.
Modern tıp, beslenme ve yaşam standartlarındaki iyileşmeler, son 150 yılda insan türünün fiziksel gelişiminde adeta bir altın çağ yaşanmasını sağladı. Ancak bilim dünyası, küresel ısınmanın yarattığı çevresel baskıların bu biyolojik yükselişi frenleyip frenleyemeyeceğini tartışıyor. Özellikle Güney Asya üzerine yapılan güncel bir araştırma, artan sıcaklık ve nemin sadece doğum sonrası değil, anne karnındaki gelişim sürecini bile olumsuz etkileyebileceğini gösteriyor.
Sıcaklık Artışı Gelişimi Engelliyor mu?
California Üniversitesi tarafından yürütülen geniş kapsamlı bir çalışma, Güney Asya’da beş yaş altı 200 bin çocuğu mercek altına aldı. Elde edilen veriler, gebelik döneminde 35 dereceyi aşan sıcaklıklara ve yüksek neme maruz kalan bebeklerin, beklenen boy gelişiminin yüzde 13 gerisinde kalabildiğine işaret ediyor. Uzmanlar, bu durumun sadece bölgesel bir sorun olmadığını; yüksek sıcaklık ve nemle mücadele eden diğer pek çok gelişmekte olan ülkede de benzer bir "küçülme" riski bulunduğunu vurguluyor.
Tarihsel Süreçte Boyun Dalgalı Seyri
İnsan boyu, tarihsel süreçte her zaman lineer bir artış göstermedi. 17. yüzyılda Avrupa'da yaşanan "Küçük Buz Devri" ve beraberinde gelen sosyoekonomik çöküş, insan boy ortalamasında yaklaşık 6 santimetrelik bir kayba neden olmuştu. Bugün de benzer bir endişe taşıyan araştırmacılar, iklim değişikliğinin yaklaşık bir milyar çocuğun gelişimini riske attığını belirtiyor. Hollanda örneği ise dikkat çekici; dünyanın en uzun boylu toplumu olarak bilinen Hollandalılarda, son yıllarda boy ortalamasında görülen milimetrik düşüşler, uzmanları beslenme kalitesi ve çevresel faktörleri yeniden sorgulamaya itiyor.
Obezite ve Sosyoekonomik Eşitsizliklerin Rolü
Boy uzunluğunu belirleyen tek etken iklim değil. Sosyoekonomik olanaklar, sağlık hizmetlerine erişim ve beslenme kalitesi belirleyici olmaya devam ediyor. Örneğin ABD, 19. yüzyıldaki lider konumunu bugün ilk 20’nin gerisine düşerek kaybetti. Uzmanlar, bu durumu genetik bir değişimden ziyade, artan çocukluk çağı obezitesi ve yoksul kesimlerin dengeli beslenmeye erişimindeki zorluklarla açıklıyor. Kuzey ve Güney Kore arasındaki yaklaşık 8 santimetrelik boy farkı da yaşam koşullarının, fiziksel gelişimin temelini nasıl belirlediğini somut bir şekilde kanıtlıyor. Gelecek on yıllarda boyumuzun seyri, küresel iklim politikaları ile refah seviyesinin nasıl dengelendiğine bağlı olacak.