Otomobil üretimini 2021 yılında noktalayan Japon devi Honda, Türkiye’deki faaliyetlerine motosiklet odaklı dev bir yatırımla yeniden yön veriyor. İzmir Aliağa’da kurulan yeni tesis, yıllık 100 bin adetlik kapasitesiyle yerli üretime start verdi.
Honda, Türkiye otomotiv pazarındaki stratejik dönüşümünü tamamladı. 1997 yılından bu yana Gebze’de sürdürdüğü otomobil üretimini 2021’de küresel elektrifikasyon hedefleri doğrultusunda sonlandıran marka, rotasını motosiklet segmentine çevirdi. İzmir Aliağa’da hayata geçirilen yeni üretim üssü, Honda’nın Türkiye’ye olan güvenini ve uzun vadeli yatırım planlarını gözler önüne seriyor.
Modern tesisin kapıları açıldı
Toplam 100 bin metrekarelik bir alana yayılan yeni fabrika, ilk aşamada yıllık 100 bin adetlik üretim hacmiyle faaliyetlerine başladı. İlerleyen süreçte bu kapasitenin 200 bin adede kadar çıkarılması hedefleniyor. Yaklaşık 300 kişilik doğrudan istihdam sağlayan tesis, sadece bir üretim merkezi değil, aynı zamanda Honda’nın Türkiye’deki sanayi altyapısıyla entegre çalışan bir teknoloji üssü olarak konumlandırılıyor.
Pazar lideri artık yerli üretim
Honda’nın Türkiye’deki yeni döneminin en dikkat çekici adımı ise kuşkusuz PCX 125 modeli oldu. Ülke genelinde satış rekorları kıran ve motosiklet kullanıcılarının favorisi olan PCX 125, haziran ayından itibaren Aliağa’daki bantlardan "yerli üretim" etiketiyle inecek. Bu hamleyle birlikte, artan talebe daha hızlı yanıt verilmesi ve tüketicilere daha ulaşılabilir seçenekler sunulması amaçlanıyor.
Yerli yan sanayi için kritik mesaj
Açılış töreninde konuşan Honda Türkiye Başkanı Satoru Yamada, üretimin mevcut aşamasına dair önemli detaylar paylaştı. Yamada, şu an için parçaların Japonya’dan tedarik edilerek Aliağa’da birleştirildiğini belirtti. Ancak hedeflerinin bu süreci yerelleştirmek olduğunu vurgulayan Yamada, "Kısa zaman içerisinde Türkiye’deki yan sanayi gücünü devreye alarak parçaları yerlileştirmek için yoğun bir çalışma yürütüyoruz" ifadelerini kullandı.
Sadece üretim değil, güvenli sürüş kültürü
Honda, yeni yatırımıyla sadece ekonomik bir değer yaratmayı değil, aynı zamanda 20 yıldır sürdürdüğü güvenli sürüş eğitimlerini de bir üst seviyeye taşımayı hedefliyor. Şirket, trafik güvenliği bilincini artırmayı ve toplumsal sorumluluk projeleriyle çevreye katkı sağlamayı, otomotivdeki "Safety" felsefesinin bir parçası olarak görmeye devam ediyor. Honda’nın bu yeni adımı, Türkiye’nin bölgesel bir üretim merkezi olma potansiyeline duyulan inancın da somut bir kanıtı olarak değerlendiriliyor.