ABD, Çin'in hızla genişleyen deniz gücü karşısında donanmasını modernize etmek ve kapasitesini artırmak için stratejik bir arayışa girdi. İsrail basınında yer alan dikkat çekici haberlere göre, Washington yönetimi yeni nesil fırkateyn tedariki için Türkiye'nin yerli imkanlarla geliştirdiği İstanbul sınıfı gemileri ciddi bir seçenek olarak masaya yatırdı.
Maliyet ve seri üretimde Türk modeli
ABD'nin bu arayışında Türkiye'nin öne çıkmasının temel nedenleri arasında İstanbul sınıfı gemilerin maliyet etkinliği ve Türk tersanelerinin sahip olduğu yüksek seri üretim kapasitesi yer alıyor. Uzmanlar, Türkiye'nin farklı tersanelerde eş zamanlı olarak gemi inşa edebilme yeteneğinin, ABD'nin teslimat sürelerini kısaltma hedefleriyle örtüştüğünü belirtiyor. Washington'ın planı, ilk aşamada yabancı tersanelerde inşa edilecek sınırlı sayıda gemiyle süreci başlatıp, ardından üretimi kendi tesislerine kaydırmak üzerine kurulu.
Yerli teknolojinin gücü
İstanbul sınıfı fırkateynler, sadece gövde yapısıyla değil, bünyesinde barındırdığı ileri teknoloji sistemlerle de dikkat çekiyor. MİLGEM projesinin bir devamı olan bu gemilerde; MİDLAS dikey atım sistemi, ATMACA gemisavar füzeleri ve ASELSAN imzalı AESA radarları gibi kritik yerli çözümler bulunuyor. GÖKDENİZ yakın hava savunma sistemi gibi donanımlarla güçlendirilen bu platformlar, çok rollü görevler için optimize edilmiş durumda.
Diplomatik temasların etkisi
İsrail basınındaki analizlerde, bu iş birliği ihtimalinin güçlenmesinde geçtiğimiz temmuz ayında gerçekleşen NATO Zirvesi'nin kritik bir rol oynadığı ifade ediliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasındaki görüşmelerin, savunma sanayisi alanındaki bu olası ortaklık için bir zemin hazırladığı değerlendiriliyor. ABD Donanması'nın, müttefik ülkelerin endüstriyel uzmanlığından faydalanarak Çin ile olan rekabette elini güçlendirmeyi hedeflediği bu süreçte, Türkiye'nin savunma sanayisindeki başarısı bir kez daha uluslararası arenada tescillenmiş oldu.