Gök bilim dünyası, alışılagelmiş gezegen oluşum teorilerini sarsan yeni bir keşifle çalkalanıyor. Londra Queen Mary Üniversitesi öncülüğündeki uluslararası bir araştırma ekibi, Neptün boyutlarında olan ve GJ 3090 b olarak adlandırılan bir gezegenin, ev sahibi yıldızının dönüş yönünün tam tersine hareket ettiğini belirledi. Bu durum, küçük ve soğuk yıldızlar olan M cüceleri etrafında daha önce hiç rastlanmamış bir yörünge dinamiği olarak kayıtlara geçti.
Gezegen sistemlerinde nadir görülen sapma
Normal şartlarda bir yıldız ve çevresindeki gezegenler, aynı gaz ve toz bulutundan oluştukları için yıldızla aynı yönde dönme eğilimi gösterirler. Ancak GJ 3090 b, yaklaşık 136 derecelik yörünge eğikliği ile bu kuralı bozuyor.
Yakın kızılötesi spektrografı (NIRPS) kullanılarak yapılan yüksek çözünürlüklü ölçümler, gezegenin sadece eğik bir yörüngede olmadığını, aynı zamanda yıldızına göre ters yönde hareket ettiğini kesinleştirdi. Araştırmanın başyazarı Dr.
Andrew Winter, bu sistemin gezegenlerin nasıl evrimleştiğine dair bildiklerimizi yeniden sorgulamamıza neden olduğunu vurguladı.
Doğuştan gelen bir yörünge mi?
Bilim insanları, bu tuhaf rotanın kökenini anlamak için iki ana senaryo üzerinde duruyor. İlk teoriye göre, gezegen bu yörüngeyi sistemin oluşumunun çok erken evrelerinde, yıldızın çevresine sonradan dahil olan farklı yönelimli bir gaz ve toz diskinden miras almış olabilir.
Cenevre Üniversitesi'nden Dr. Vincent Bourrier, bu fikrin oldukça heyecan verici olduğunu belirterek, genç yıldızların çevresindeki ortamın gezegen mimarisini şekillendirmede beklenenden çok daha etkili olabileceğini ifade etti.
Dev bir yoldaşın izi yok
Ters yörüngeleri açıklamak için genellikle kullanılan bir diğer yöntem ise sistemdeki başka bir dev gezegenin veya yoldaş yıldızın kütle çekimsel etkisidir. Ancak araştırmacılar, GJ 3090 b'yi bu kadar aşırı bir yörüngeye zorlayabilecek büyüklükte herhangi bir dış kütleye rastlamadı.
Sistemin bu sıra dışı yapısını açıklayacak bir 'yoldaş' bulunamaması, bilim insanlarını gezegen oluşum süreçlerine dair daha farklı modeller geliştirmeye itiyor. Gelecekte yapılacak gözlemler, bu tür aşırı yörünge düzenlemelerinin evrende ne kadar yaygın olduğunu ortaya koyacak.