Otomobillerin giderek daha fazla dijitalleşmesi, beraberinde yeni nesil güvenlik tehditlerini de getiriyor. Geçmişte bir Jeep Cherokee modelinde yaşanan ve eğlence sistemi üzerinden frenlere müdahale edilmesine olanak tanıyan siber saldırı, otomotiv dünyasında bir dönüm noktası olmuştu. Ancak İsveç'teki Gothenburg ve Chalmers Teknoloji Üniversiteleri tarafından yürütülen güncel bir çalışma, tehlikenin boyutunun çok daha geniş bir ağa yayıldığını gösteriyor.
Dış bağlantılı uygulamalar risk altında
Araştırmacılar, 413 farklı otomotiv yazılımı güvenlik açığını inceleyerek, bu açıkların yüzde 36,2'sinin dış uygulamalardan kaynaklandığını belirledi. Yazılım Kalitesi Dergisi'nde yayımlanan bulgular, otomobillerin artık sadece kendi iç sistemleriyle değil, bulut hizmetleri, mobil uygulamalar ve web servisleriyle sürekli veri alışverişi içinde olduğunu vurguluyor. Uzmanlar, bu bağlantıların zayıf olması durumunda, saldırganların aracın konum verilerine veya kişisel bilgilere erişebileceği konusunda uyarıyor.
Hazır kod bileşenleri güvenlik açığı yaratıyor
Çalışmanın bir diğer dikkat çekici yönü ise otomotiv yazılımlarında kullanılan hazır kod kütüphaneleri oldu. Geliştiricilerin iş yükünü azaltmak için kullandığı bu hazır bileşenlerin, sistemlere sızma kapısı olabileceği ifade ediliyor. 20 farklı açık kaynaklı projeyi inceleyen ekip, 827 adet savunmasız kütüphane tespit etti. Bu durum, tek bir yaygın bileşendeki hatanın, çok sayıda farklı araç modelini aynı anda riske atabileceği anlamına geliyor.
Üreticilere kritik uyarılar
Araştırmacı Srijita Basu, güvenlik sorumluluğunun büyük oranda üreticilere ve tedarikçilere düştüğünü belirtiyor. Basu, sürüş sistemlerinin eğlence ve telematik sistemlerinden fiziksel veya mantıksal olarak ayrılması gerektiğini savunuyor.
Böylece bir sistemdeki ihlalin, aracın kritik sürüş fonksiyonlarına sıçraması engellenebilir. Araç sahiplerine ise yazılım güncellemelerini aksatmamaları, güçlü şifreler kullanmaları ve uygulamaların erişim izinlerini düzenli olarak denetlemeleri tavsiye ediliyor.