ABD'nin İran'a yönelik izlediği agresif tutum ve olası yeni saldırı planları, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırmaya devam ediyor. Güvenlik Analisti Dr. Eray Güçlüer, bu durumu Donald Trump'ın kişisel bir inisiyatifi olarak görmenin büyük bir yanılgı olacağını belirtti. Güçlüer'e göre, İran konusu ABD'nin yıllardır üzerinde çalıştığı ve nihai hedefi Çin olan küresel stratejinin kritik bir parçası konumunda.
Hibrit savaş ve iç dengeleri bozma hedefi
ABD'nin İran'a karşı izleyeceği yeni yol haritasının klasik bir savaştan ziyade, hibrit savaş konseptine dayanacağı öngörülüyor. Dr. Güçlüer, Washington'ın yıpratma stratejisiyle İran'ın iç dengelerini sarsmayı ve ülke içindeki muhalif gruplara alan açarak rejimi içeriden dönüştürmeyi hedeflediğini ifade etti. Bu yaklaşımın, Venezuela örneğinde olduğu gibi ekonomik ve siyasi baskı araçlarıyla destekleneceği belirtiliyor.
Saldırılar kaçınılmaz bir sürecin parçası
ABD seçimlerinin ardından Kongre'deki güç dengelerinin değişmesi ve Trump'ın durumu üzerine yapılan tartışmalara rağmen, İran'a yönelik saldırı ihtimalinin masada kalmaya devam ettiği vurgulanıyor. Uzmanlar, bu saldırıların zamanlamasının belirsiz olduğunu ancak ABD'nin milli projesi olarak görülen bu sürecin, yakın gelecekte asimetrik yöntemlerle yeniden tırmanışa geçmesinin yüksek bir olasılık olduğunu kaydediyor.