Teknolojinin gelişimiyle birlikte siber dolandırıcılar, hedef aldıkları kişileri kandırmak için yapay zeka destekli ses klonlama yöntemlerini kullanmaya başladı. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Siber Güvenlik Programı Başkanı Öğr. Gör. Nazlı Özdemir Vatan, bu yeni nesil tehdidin boyutlarına dikkat çekerek, artık telefonda duyulan sesin o kişiye ait olduğunun kesin bir kanıt sayılamayacağını vurguladı.
Sosyal medya paylaşımları risk oluşturuyor
Geçmişte birinin sesini taklit etmek için uzun süreli ses kayıtları ve karmaşık teknik altyapılar gerekirken, günümüzde sosyal medyada paylaşılan kısa bir video veya sesli mesaj, yapay zeka araçları için yeterli veri sağlayabiliyor. Bu durum, kişilerin dijital kimliklerinin kolayca kopyalanmasına ve dolandırıcılık faaliyetlerinde kullanılmasına zemin hazırlıyor.
Doğrulama yöntemleri yetersiz kalıyor
Sadece sese dayalı güvenlik sistemlerinin artık tek başına yeterli olmadığını belirten Özdemir Vatan, biyometrik veri niteliği taşıyan sesin korunmasının Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında daha kritik bir hale geldiğini ifade etti. Uzmanlar, kurumların ödeme ve parola sıfırlama gibi hassas işlemlerde mutlaka ikinci bir doğrulama kanalı kullanması gerektiğini savunuyor.
Güvenliğiniz için basit ama etkili önlemler
Dolandırıcılık girişimlerine karşı bireysel olarak alınabilecek en etkili önlemin, şüpheli durumlarda görüşmeyi sonlandırıp kişiyi kendi bildiğiniz numarasından geri aramak olduğunu belirten uzmanlar, aile içinde özel bir doğrulama kelimesi belirlenmesini de öneriyor. Yapay zekanın giderek daha inandırıcı içerikler ürettiği bu dönemde, dijital dünyada duyulan ve görülen her bilginin teyit edilmesi hayati önem taşıyor.