Elbette korku filmleri, hayaletler, cinler ya da 5 metre uzunluğundaki yaratıklar korkunç olabilir ama gerçek korku istiyorsanız işin kaynağına gitmeniz gerekli: Gerçek hayat.

Bugün sizlere korku filmlerinden daha korkunç 10 belgesel sıralayacağız. Belgeselin kurgusu gereği korkunç olmaktan ziyade bu belgesellerdeki anlatılanların gerçek olması işin boyutunu biraz daha değiştiriyor.

The Nightmare (2015)

2015 yapımı The Nightmare’de, yönetmen Rodney Ascher uyku felcini derinlemesine inceliyor ve geceleri kötü rüyalardan çok daha kötü bir terörle dolu insanlarla röportaj yapıyor. Ascher, korku filmi tekniklerini kullanarak bu gece bölümlerini yeniden yaratarak, korkuyu içgüdüsel ve sinir bozucu hale getiriyor.

The Nightmare’den özellikle ürkütücü birkaç ayrıntı : Uyku felci olan insanlar genellikle benzer “gölge insanlar” görürler ki, Şapka Adam gibi bazı rüya varlıkları hiç tanışmamış insanların rüyalarında görülür. Ayrıca, bazı insanlar ancak bunu duyduktan sonra uyku felci yaşamaya başlar, bu da bir şekilde bulaşıcı olabileceğini düşündürür. Bu belgeseli izledikten sonra uyku felci geçirirseniz sakın bizi suçlamayın. Biz uyaralım da…

Wild Wild Country (2018)

1981 yılında bir Hint gurusu, , Oregon çölünde 64 bin hektarlık bir alana ütopik bir kent kumayı planlar. Şehir kurulmaya başladıktan birkaç yıl sonra yerel halkla sıkıntılar yaşanmaya başlar. Durum bir terör saldırısı haline geldiğinde ise ulusal çapta bir sorun haline dönüşür.

The Act of Killing (2013)

Endonezya’da yaşayan Anwar, 1960’lı yılların başında arkadaşlarıyla karaborsada küçük bir sinema çetesi kurmuştuk bir gençtir. Ne zamanki 1965’te ülkede askeri darbe gerçekleşir, kendi halindeki bu küçük çete bir anda aşırı sağcı bir ölüm makinesine dönüşür. Komünist olarak ‘damgalanan’ yüzlerce entelektüel insan ve Çinli azınlık, bu grubun darbecilerin desteği ile gerçekleştirdiği katliamlarda hayatını kaybeder. Aradan onlarca yıl geçer, ölen öldüğü ile kalır ve lider Anwar konfor ve huzur içerisinde hayatını sürdürmektedir…
Sinemacı Joshua Oppenheimer’ın yaşanan katliam hakkında bir belgesel yapmak için bölgeye gittiğinde, karşılaştığı bu insanlar nedeniyle şok yaşar. Zira 45 yıl sonra Anwar ve çevresindekiler yaşananları büyük bir soğukkanlılıkla, olayların geçtiği bölgelerde birebir anlatmaktadırlar. Üstelik büyük bir gururla…

OKUYUN  Toplam fiyatı 49 TL olan iki oyun, Epic Games'te ücretsiz oldu!

Gerçek olaylardan yola çıkan belgesel, insanın kanını donduracak etkiye sahip.

Tickled (2016)

Gazeteci David Farrier, internette gizemli bir gıdıklama yarışmasına rastlar. Daha derine indikçe şiddetli bir direnişle karşılaşır, ancak bu onu kurgudan daha garip bir hikayenin dibine inmekten alıkoymaz.

Cropsey (2009)

Cropsey, Joshua Zeman ve Barbara Brancaccio tarafından yazılan ve yönetilen 2009 Amerikan belgesel filmidir. Film başlangıçta Staten Island’dan hüküm giymiş bir çocuk kaçıran Andre Rand’ın hikayesine girmeden önce New York’un şehir efsanesinden öcü gibi bir figür olan “Cropsey” in bir incelemesi olarak başlıyor.

Gimme Shelter (1969)

‘Gimme Shelter’ yalnızca bir Rolling Stones şarkısı değil, aynı zamanda grubun 1969 yılında yürüttüğü turneyi, özellikle de Altamont Speedway’de gerçekleştirdikleri trajik konseri ele alan bir belgesel yapım. Kuzey Kaliforniya’da yer alan bu bölgede, Woodstock’un dört ay sonrasında organize ettikleri Altamont Speedway festivaline 300 bin müziksever katılır. Rolling Stones’un yanı sıra Tina Turner, Carlos Santana ve Jefferson Airplane gibi müzisyenlerin de sahneye çıktığı festivalin organizatörleri sahne güvenliği için Hell’s Angels adlı grubu görevlendirir. Ancak sonuç tam bir felakete yol açar. Sahneye tırmanmaya çalışan birçok kişi yaralanır, hatta aralarından bir genç hayatını kaybeder…
Albert Maysles, David Maysles ve Charlotte Zwerin’in yönetmenliğini yaptığı film, konserde yaşananları arşiv görüntüleri ve görgü tanıklarıyla ele alıyor.

A Certain Kind of Death (2003)

Oldukça sarsıcı olan bu belgesel, etrafımızda süregelen gizemli bir süreci gözler önüne seriyor – yakın akrabası olmadan ölen insanlara ne oluyor?

Let the Fire Burn (2013)

1985 yılında Philedelphia’da yaşanan gerçek olayları beyazperdeye aktaran film, MOVE isimli radikal hareketin üyelerinin yaşadığı binanın Philadelphia polis departmanı tarafından bombalanması ve ateşe verilmesini işliyor. Bu tüyler ürpertici saldırı sırasında 11 kişi hayatını kaybediyor, 61 adet ev ise kullanılmaz hale geliyor. Uzun yıllardır Amerikan hükümetindeki isimlerle anlaşmazlık yaşayan MOVE grubunun yaşadığı bu yıkımı, arşiv görüntüleriyle izleyiciye sunan filmin yönetmeni Jason Osder.

OKUYUN  YKS 2021 sınava giriş belgeleri erişime açıldı! İşte giriş belgenizi almak için yapmanız gerekenler...

Sons of Sam: A Descent Into Darkness (2021)

1970’lerin sonlarında “Sam’in Oğlu” vakası, dünyada büyük yankı uyandırır. Amerika’nın en ünlü seri katillerinden biri olan David Berkowitz’in tutuklanması ile son bulan bu dava, gazeteci Maury Terry için ömür boyu sürecek bir saplantı haline gelir. Maury, David Berkowitz’in tek başına hareket etmediğine, cinayetlerin şeytani bir tarikatla bağlantılı olduğuna inanır ve bunu kanıtlamak için yıllarca mücadele eder.

Dr. Death: The Undoctored Story (2021)

Christopher Duntsch, başarılı kariyere sahip olan genç bir cerrahtır. Ancak girdiği rutin ameliyatlarda hastalar sakat kalmaya hatta ölmeye başladığında her şey değişmeye başlar. Kurban sayısı gün geçtikçe artınca, kendisi gibi cerrah olan iki iş arkadaşı yaşananları araştırmaya karar verir.